Küresel piyasalarda haftanın gündemi
İstanbul, 19 Ekim (Hibya) - A1 Capital’in haftalık piyasa değerlendirmesine göre, küresel piyasaların gündeminde Orta Doğu kaynaklı enerji arz risklerinin enflasyona etkisi, merkez bankalarının faiz politikalarına ilişkin beklentiler ve küresel büyümenin seyri öne çıkıyor.
A1 Capital’in haftalık piyasa değerlendirmesine göre, küresel piyasaların gündeminde Orta Doğu kaynaklı enerji arz risklerinin enflasyona etkisi, merkez bankalarının faiz politikalarına ilişkin beklentiler ve küresel büyümenin seyri öne çıkıyor.
Petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyonda düşüş sürecini olumsuz etkileyebileceği belirtilen analizde, ekonomik aktivitede yaşanabilecek yavaşlamanın da merkez bankalarının politika alanını daraltabileceği ifade edildi. Bu gelişmelerin hisse senetlerinde şirket kârlılıkları, tahvil piyasalarında enflasyon ve faiz beklentileri, döviz piyasalarında ise ülkeler arasındaki reel faiz farkları üzerinde etkili olabileceği kaydedildi.
Haftanın öne çıkan gündem maddeleri arasında ABD’de imalat ve hizmet PMI verileri ile üçüncü çeyrek şirket bilançoları, Avrupa’da İngiltere enflasyonu ve Euro Bölgesi PMI verileri, Asya’da Çin’in büyüme verileri ve Japonya enflasyonu bulunuyor. Türkiye’de ise 22 Ekim’de açıklanacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz kararı izlenecek.
ABD’de PMI verileri ve şirket bilançoları izlenecek
A1 Capital’in değerlendirmesine göre, ABD piyasalarında Fed’in 28 Ekim’deki toplantısı öncesinde açıklanacak ekonomik veriler ve üçüncü çeyrek şirket bilançoları öne çıkıyor. Fed üyelerinin toplantı öncesinde sessizlik dönemine girmesi nedeniyle ekonomik göstergelerin piyasa fiyatlamalarındaki ağırlığının artabileceği belirtildi.
Cuma günü açıklanacak imalat ve hizmet PMI verilerinin ekonomik aktivitenin seyrine ilişkin sinyal vereceği ifade edilen analizde, güçlü verilerin büyüme görünümünü destekleyebileceği ancak enflasyon endişelerini artırarak tahvil faizlerini yükseltebileceği kaydedildi. Böyle bir durumda özellikle yüksek değerleme çarpanlarına sahip teknoloji hisselerinin baskı altında kalabileceği belirtildi.
Tesla, Meta ve Netflix başta olmak üzere büyük şirketlerin bilançolarının da yakından izleneceği aktarılan analizde, yatırımcıların açıklanan kârların yanı sıra yapay zekâ yatırımlarının geri dönüşüne, sermaye harcamalarına ve şirketlerin gelecek dönem beklentilerine odaklanacağı ifade edildi.
Avrupa’da enflasyon ve kredi notu değerlendirmeleri gündemde
Avrupa piyasalarında enerji maliyetleri, zayıf büyüme görünümü ve kamu borçlanma dinamikleri öne çıkıyor. Almanya ve Euro Bölgesi’nde cuma günü açıklanacak PMI verilerinin sanayi faaliyetlerindeki toparlanmaya ilişkin bilgi vermesi bekleniyor.
İngiltere’de çarşamba günü açıklanacak eylül ayı enflasyonu da piyasaların gündeminde bulunuyor. Yıllık enflasyonun yüzde 3,1’den yüzde 3,4’e yükselmesinin beklendiği belirtilen analizde, beklentilerin üzerinde bir verinin İngiltere Merkez Bankasının sıkı para politikasını daha uzun süre sürdürmesi yönündeki beklentileri güçlendirebileceği ifade edildi. Böyle bir gelişmenin sterlini destekleyebileceği ve İngiliz tahvil getirilerini yükseltebileceği kaydedildi.
Cuma günü Moody’s’in Fransa, S&P’nin Almanya ve Scope’un İtalya için gerçekleştirmesi planlanan kredi notu değerlendirmeleri de takip edilecek. Fransa’nın mali görünümüne ilişkin olumsuz bir gelişmenin Avrupa tahvil piyasalarında risk primlerini etkileyebileceği belirtildi.
Asya’da Çin büyümesi ve Japonya enflasyonu takip edilecek
Asya piyasalarında Çin’in üçüncü çeyrek büyüme, sanayi üretimi ve perakende satış verileri öne çıkıyor. Bu verilerin Çin ekonomisindeki iç talep ve üretim görünümüne ilişkin bilgi sağlayacağı, aynı zamanda bakır, demir cevheri ve petrol gibi emtialara yönelik talep beklentilerini etkileyebileceği ifade edildi.
Japonya’da cuma günü açıklanacak enflasyon verisinin ise Japonya Merkez Bankasının para politikasını normalleştirme sürecine ilişkin beklentiler üzerinde etkili olabileceği belirtildi. Enflasyonun beklentilerin üzerinde gerçekleşmesinin yenin değer kazanmasına ve Japon tahvil getirilerinin yükselmesine yol açabileceği kaydedildi. Güney Kore Merkez Bankasının perşembe günkü faiz kararı da bölge para birimleri ve teknoloji hisseleri açısından izlenecek.
TCMB’nin faiz kararı ve vereceği mesajlar izlenecek
Türkiye’de piyasaların odağında 22 Ekim’de açıklanacak TCMB faiz kararı bulunuyor. A1 Capital’in değerlendirmesine göre piyasa beklentisi, politika faizinin 100 baz puan indirilerek yüzde 37’den yüzde 36’ya düşürülmesi yönünde.
Bu beklentinin büyük ölçüde fiyatlandığı belirtilen analizde, kararın büyüklüğünün yanı sıra enflasyon görünümüne ilişkin değerlendirmelerin ve sonraki adımlara yönelik mesajların da TL varlıkların fiyatlamasında belirleyici olacağı ifade edildi.
Beklentiler doğrultusunda 100 baz puanlık indirim ve temkinli bir karar metninin TL varlıklar açısından dengeli karşılanabileceği kaydedildi. Beklentilerin üzerinde bir faiz indiriminin ise petrol fiyatlarının yüksek seyrettiği ve enflasyon beklentilerinin katılığını koruduğu mevcut ortamda döviz kuru ve uzun vadeli tahvil getirileri üzerinde baskı oluşturabileceği belirtildi.
TCMB’nin ekim ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’nde yıl sonu enflasyon beklentisinin yüzde 29,6, 12 ay sonrası enflasyon beklentisinin ise yüzde 23,9 seviyesinde bulunduğu aktarıldı. Analizde, faiz indirim sürecinin enflasyonun yanı sıra beklentilerdeki değişim ve küresel finansal koşullar dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Tahvil piyasasında kısa ve uzun vadeli faizler ayrışabilir
Analize göre, TCMB’nin faiz indirimi kısa vadeli tahvil getirilerini aşağı çekebilir. Uzun vadeli tahvil getirilerinde ise enflasyon beklentileri ve para politikasına duyulan güven daha belirleyici olacak. Bu nedenle politika faizindeki indirimin uzun vadeli tahvil getirilerine aynı ölçüde yansımayabileceği ifade edildi.
Yabancı yatırımcı işlemlerinde de hisse senedi ve tahvil piyasaları arasında ayrışma görüldü. A1 Capital’in paylaştığı verilere göre, 2–9 Ekim haftasında yabancı yatırımcılar hisse senedi piyasasında yaklaşık 248 milyon dolarlık net satış yaparken tahvil piyasasında 451 milyon dolarlık net alım gerçekleştirdi. Bu görünümün, yabancı yatırımcıların TL faiz getirisine yönelik ilgisinin hisse senedi piyasasındaki risk iştahından ayrıştığına işaret ettiği belirtildi.
Türkiye’nin kredi notuna ilişkin değerlendirmede ise S&P’nin 16 Ekim’deki takvimli gözden geçirmesinde yeni bir değerlendirme yayımlamadığı, BB− kredi notu ile durağan görünümün değişmediği bilgisi paylaşıldı.
Petrol fiyatları ve jeopolitik riskler emtia piyasalarını etkiliyor
Emtia piyasalarında haftanın temel gündem maddesinin petrol fiyatları olduğu belirtildi. Brent petrolün önceki haftayı yaklaşık 110 dolar seviyesinde tamamladığı aktarılan analizde, Orta Doğu kaynaklı arz risklerinin fiyatlamalarda etkili olduğu ifade edildi.
Petrol fiyatlarının bu seviyelerde kalıcı olmasının, enerji ithalatçısı ülkelerde enflasyon, cari açık ve ekonomik büyüme üzerinde aynı anda baskı oluşturabileceği kaydedildi.
Altın fiyatlarında jeopolitik risklerin güvenli liman talebini destekleyebileceği, ancak ABD tahvil getirileri ile reel faizlerin yüksek seyretmesinin altının cazibesini sınırlayabileceği belirtildi. Bu nedenle jeopolitik gerilimin artmasının altın fiyatlarında mutlaka yükseliş anlamına gelmediği ifade edildi.
Gümüş ve bakır fiyatlarında ise Çin’den gelecek veriler ile küresel PMI sonuçlarının belirleyici olabileceği aktarıldı. Çin’de sanayi üretimi ve iç talepte toparlanma işaretlerinin endüstriyel metalleri destekleyebileceği, küresel büyüme görünümünün zayıflamasının ise bu ürünler üzerinde baskı oluşturabileceği kaydedildi.
A1 Capital’in değerlendirmesinde, haftanın büyüme ve enflasyon görünümünün birlikte değerlendirileceği; merkez bankası kararları, şirket bilançoları ve jeopolitik gelişmelerin piyasa fiyatlamalarında etkili olacağı bir dönem olacağı belirtildi.
Hibya Haber Ajansı
